Güney Cüceloğlu - New York Sokaklarında Dolaşmak
Güney Cüceloğlu, New York’ta yaşayan bir fotoğrafçı/blogger. Zannedersem (en azından “iletişim” sayfasında yazdıklarına bakarak) o da benim gibi kendinden fazla bahsetmeyi sevmiyor, bunun yerine fotoğraf çekiyor. Bloğunu ise bir tür “New York Rehberi” olarak tanımlayabiliriz.
Kendisi iyi bir şehirli, her gün geçtiği yeri tanımayan uyuşmuş tiplerden değil. Şehirde olan biteni takip ediyor, etkinliklere katılıyor, geziyor, koşuyor, insanlarla konuşuyor,sokak modasının nabzını bile tutuyor.
Bloğu gezerken New York hakkında epey bir bilgi sahibi oluyorsunuz, bilgi sahibi olmaktan da öte, şehri tanıyorsunuz. Şehri tanımak bence çok önemli. Ayrıca şehri turist bakış açısıyla gezmenin şehri tanımaya asla yetmeyeceğini düşünüyorum. Şehrin içine karışmak lazım…
Güney Cüceloğlu’na ulaşmak isterseniz Twitter hesabı: Güney Cüceloğlu
Fotoğraflarına göz atmak için:






Ve Wall Street İşgali Eylemleri’nden birkaç fotoğraf:




1.2.11. Eminönü, İstanbul.
Canon Eos 450D, Canon 50mm f1.8
10.12.11 Tarlabaşı, İstanbul.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
Bu duvarı sadece sevdiğim için çektim, yakında yok olacak çünkü.
Tarlabaşı’nda “Kentsel Dönüşüm” var.
Yeni görüntüsü ise şöyle olacak:

Çok nezih, değil mi?
Not: İkinci fotoğraf, http://www.tarlabasiyenileniyor.com/default.aspx linkinden alınmıştır.
Q:Superler. hepsi superler. bakis acin mukemmel. tesekkurler.
ben teşekkür ederim, beğenmene sevindim! ben senin bloğunu yeni keşfettim. derlediğin fotoğraflar, renkli fotoğrafı beceremeyen biri olarak benim için baya öğretici olacak gibi görünüyor =) görüşmek üzere…
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
Çocukken hep sokaklardaydım, sokaktaki çocukları çok severim. Onlar kolay kolay korkmazlar, işlerini bilirler. “Sümüklü çocuklar” değillerdir, onlara bu yakıştırmayı yapmak ayıptır.
Bir çocuğun hüznünü, o anki müşkül durumunu yukarıdan bakarak çekip marifet zannedenler ise, “sümüklü çocuk” yakıştırmasını yapanlardan daha da büyük ayıp eder.
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
22.6.10. Trabzon.
Canon Eos 450D, Sigma 17-70mm f2.8-4.5 DC Macro.
Fotoğraf öğrenmek isteyenler için…
MEB onaylı Nar Sanat’ta fotoğraf kursu veriyorum. İlk ders yarın 13:00’te.
Ayrıca ilk ders ücretsiz.
Nar Sanat, Bakırköy’de.
Ayrıntılı bilgi için siteyi inceleyebilirsiniz.
http://www.narsanat.com/resim-kurslari/fotograf
http://www.narsanat.com/fotograflar-sararmayacak-dijital-fotograf-kursu-bakirkoy-%E2%80%99de-basliyor
http://www.narsanat.com/fotograf-tarihi-hakkinda-bunlari-biliyor-muydunuz-6
Q:really nice blog, im in istanbul in the next few days, nay places you can reccomend for good street photography??
off course! i recommend eminönü, sultanahmet, galata tower, prince islands, balat-fener and pierre loti hill! have fun!
Detroit’in unutulan evleri : Bir tipografik çalışma
Detroit, 1920’lerin cazibe merkeziydi. Otomotiv sektörünün can damarıydı. Lüks oteller, güzel evlerle doluydu. Berbat iklimine rağmen, insanlar akın akın geldiler buraya.
Birçoğumuzun Detroit’le tanışması ise Robocop sayesinde olmuştur herhalde.
Neyse, otomotiv firmalarının bir bir çekilmesiyle “beyaz” insanlar da kaçtılar Detroit’ten. Şu sıralar Detroit’te çoğunlukla “siyah” insanlar yaşıyor ve Detroit şehir merkezinde bile in cin top oynuyor. Bağırsanız yankı yapar, o derece.
Terkedilen evlerin ve gökdelenlerin mimarisi hem ürkütücü hem güzel. Bilmiyorum, belki de metrobüste insanlarla akraba stayla yolculuk yaptığımdan, ilginç geliyor bu tenhalık ve terkedilmişlik.
Evlere bir bakalım:










Koca koca evler boş duruyor. Peki ya gökdelenlere ne demeli? Onlardan da tadımlık birkaç kare koyayım:

Book Cadillac Hotel

Lee Plaza Hotel

United Artists Tiyatrosu (Kurucusu Charlie Chaplin idi.)

Jefferson Baptist Kilisesi
Evler için buraya göz atabilirsiniz. Diğerleri içinse buraya göz atabilirsiniz. Yalnız dikkatli olun, ikinci sitenin bazı sekmelerine virüs yerleşmiş. İyi bir virüs tarayıcınız yoksa riske girmeyin. Ayrıca mxlubos da süper bir kaynak önerdi, o da burada.
Bruce Gilden

Bruce Gilden, Magnum üyesi bir sokak fotoğrafçısı. Belki hatırlayanlar olur, fotoğraflarını nasıl çektiğine dair bir videosunu koymuştum aylar önce.
Adamın oldukça tartışmalı bir çekim yöntemi var. Sokakta birini gözüne kestiriyor ve aniden kişinin sıfatında flaş patlatmak suretiyle fotoğrafını çekiyor. Sonra da hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor. Bilmeyenler / görmeyenler için videoyu bir daha paylaşıyorum:
http://www.youtube.com/watch?v=IRBARi09je8
Sokak fotoğrafçılığı zaten biraz saldırgandır, ama Bruce Gilden gerçekten av modunda yaklaşıyor olaya. Elinde tüfek yerine fotoğraf makinesi var sadece. Gavurlar “photo shoot” terimini bu adam için üretmiş olabilirler.
Bruce Gilden, 1946 yılında doğmuş. Sosyoloji eğitimi almış ve bir dönem taksi şoförlüğü yapmış. Fotoğraflara baktığımızda, neden bu agresif yöntemi tercih ettiğini anlayabiliyoruz.
Oldukça müdehaleci görünüyor yöntemi, ancak düşünecek olursak, bu müdehaleci yöntemle insanların müdehale edilmemiş, “poz ver(e)memiş” hallerini oldukça keskin bir şekilde kaydedebiliyor. İnsanları kendi hallerinde cascavrak yakalayıveriyor ve flaşla donduruyor.




Hepimiz fotoğraflarda “güzel” görünmek isteriz. Bu nedenle de kendimizi nasıl görmek istiyorsak, o şekle sokarız. Bruce, buna izin vermiyor. Bunu elimizden alıyor.




Konunun etik yanı da var tabii. Elbette yöntemine sinirlenenler olacaktır ama ben bu fotoğrafçının niyetinin “karşıdakini küçük göstermek” olduğunu düşünmediğim için etik olarak sorunlu bulmuyorum. Zaten etikten bahsedeceksek, sokakta evsizleri, akli dengesi bozuk kişileri, yukardan gören bir bakış açısıyla fotoğraflayıp kaçan küçük burjuva fotoğrafçılarımızdan başlamalıyız işe…
Bruce Gilden’ın sokak fotoğraflarından başka işleri de var elbette. Bunlardan en bilineni de “Coney Island” projesi, ancak bu projedeki fotoğraflara çok ısınamadım. Benim de bu proje gibi sahil şeridinde çekeceğim bir proje var, ama kesinlikle Bruce Gilden’ın yönteminden kaçınacağım. Zira insanların deforme olmuş (gerçi kime göre, neye göre?) bedenlerini kimsenin gözüne sokma gibi bir niyetim yok. Gerçi Gilden bunu bir amaç uğruna yapıyor ama benim kesinlikle sakınacağım bir durum.
Sonuç olarak Bruce Gilden günahıyla sevabıyla özgün bir fotoğrafçı. New York’ta çektiği sokak fotoğrafları, gördüğüm en iyi “Amerikan Dream” eleştirilerinden biri. Yenilikçi sokak fotoğrafçılarını gerçekten çok seviyorum.
Bu adam Aksaray’a gelse nefis şeyler çıkar kesinlikle. Ama dayak da yiyebilir…
Bruce Gilden’in Magnum sayfasına ve portfolyosuna buradan erişebilirsiniz.
11.8.11. Otobüs camı serisi 5.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
Keşke otobüste olmasaydım.









