Sağ alttaki kedinin içine şeytan kaçmış.
7.4.12 Büyükada.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
31.1.12. Menekşe, İstanbul.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
Kalabalığa katlanamaz oldum, sokak fotoğrafı çekemiyorum uzun süredir.
Güney Cüceloğlu, New York’ta yaşayan bir fotoğrafçı/blogger. Zannedersem (en azından “iletişim” sayfasında yazdıklarına bakarak) o da benim gibi kendinden fazla bahsetmeyi sevmiyor, bunun yerine fotoğraf çekiyor. Bloğunu ise bir tür “New York Rehberi” olarak tanımlayabiliriz.
Kendisi iyi bir şehirli, her gün geçtiği yeri tanımayan uyuşmuş tiplerden değil. Şehirde olan biteni takip ediyor, etkinliklere katılıyor, geziyor, koşuyor, insanlarla konuşuyor,sokak modasının nabzını bile tutuyor.
Bloğu gezerken New York hakkında epey bir bilgi sahibi oluyorsunuz, bilgi sahibi olmaktan da öte, şehri tanıyorsunuz. Şehri tanımak bence çok önemli. Ayrıca şehri turist bakış açısıyla gezmenin şehri tanımaya asla yetmeyeceğini düşünüyorum. Şehrin içine karışmak lazım…
Güney Cüceloğlu’na ulaşmak isterseniz Twitter hesabı: Güney Cüceloğlu
Fotoğraflarına göz atmak için:






Ve Wall Street İşgali Eylemleri’nden birkaç fotoğraf:




1.2.11. Eminönü, İstanbul.
Canon Eos 450D, Canon 50mm f1.8
10.12.11 Tarlabaşı, İstanbul.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
Bu duvarı sadece sevdiğim için çektim, yakında yok olacak çünkü.
Tarlabaşı’nda “Kentsel Dönüşüm” var.
Yeni görüntüsü ise şöyle olacak:

Çok nezih, değil mi?
Not: İkinci fotoğraf, http://www.tarlabasiyenileniyor.com/default.aspx linkinden alınmıştır.
acupofturkishtea sordu: Superler. hepsi superler. bakis acin mukemmel. tesekkurler.
ben teşekkür ederim, beğenmene sevindim! ben senin bloğunu yeni keşfettim. derlediğin fotoğraflar, renkli fotoğrafı beceremeyen biri olarak benim için baya öğretici olacak gibi görünüyor =) görüşmek üzere…
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
Çocukken hep sokaklardaydım, sokaktaki çocukları çok severim. Onlar kolay kolay korkmazlar, işlerini bilirler. “Sümüklü çocuklar” değillerdir, onlara bu yakıştırmayı yapmak ayıptır.
Bir çocuğun hüznünü, o anki müşkül durumunu yukarıdan bakarak çekip marifet zannedenler ise, “sümüklü çocuk” yakıştırmasını yapanlardan daha da büyük ayıp eder.
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
10.12.11. Tarlabaşı.
Canon Eos 450D, Canon Ef-s 18-55mm f3.5-5.6 IS.
22.6.10. Trabzon.
Canon Eos 450D, Sigma 17-70mm f2.8-4.5 DC Macro.
MEB onaylı Nar Sanat’ta fotoğraf kursu veriyorum. İlk ders yarın 13:00’te.
Ayrıca ilk ders ücretsiz.
Nar Sanat, Bakırköy’de.
Ayrıntılı bilgi için siteyi inceleyebilirsiniz.
http://www.narsanat.com/resim-kurslari/fotograf
http://www.narsanat.com/fotograflar-sararmayacak-dijital-fotograf-kursu-bakirkoy-%E2%80%99de-basliyor
http://www.narsanat.com/fotograf-tarihi-hakkinda-bunlari-biliyor-muydunuz-6
inigotaylor sordu: really nice blog, im in istanbul in the next few days, nay places you can reccomend for good street photography??
off course! i recommend eminönü, sultanahmet, galata tower, prince islands, balat-fener and pierre loti hill! have fun!
Geçen kış, Galatasaray Lisesi’nin oradaki Yapı Kredi’nin önünden geçerken zınk diye duruverdim. Kocaman bir poster… Bruno Barbey’in sergisi gelmiş! Fakat havanın soğukluğu ve moralimin bozukluğu yüzünden geçip gittim. Soğuktan nefret ederim. Çok üşüdüm o kış ama bu başka bir konu…
Neyse, aklıma takıldı tabi. Herkese “Bruno Barbey’in sergisi var.” diyorum. Bir gün sevdiceği de aldım yanıma, sergi salonuna girdik. Güvenlikçiye “Bruno Barbey sergisi di miii?!!” dedim. “Hee…” dedi. Salona girdik de, ben salonda Bruno abimizi bulamıyorum. Hatta kilitli kapıları zorladım. Iııh, bulamadım. Bu şekilde dışarıya kadar çıkmışım. Bu sefer dışarıdaki güvenlikçiye asılı sergi posterini gösterdim, o an her şey çok garipti benim gözümde. Adamcağız çok şaşırdı. Sonra tarihi gösterdi. Meğer fi tarihindeki afişmiş.
O kış çok kötü geçti benim için. Fotoğraf konusunda çok yanlış bir yöne itildim (düşmedim, beni ittiler vallahi). O yanlış yönde çırpındım, hergün saatlerce fotoğraf çekmeye çalıştım. Ama insan hergün fotoğraf çekemezmiş. Zorunda da değilmiş. Robot değilmiş çünkü. O kadar üşümek zorunda da değilmiş. O günlerden beri eskisi gibi fotoğraf çekemiyorum. Bu kış yeni mont aldım ama, çekeceğim bir şeyler. Kendi istediğim yerde, kendi istediğim şekilde. Hem de renkli fotoğraf çekeceğim.
Özet geçmek gerekirse, ben çok sevdiğim Bruno abiyi, soğuk yüzünden unutmuşum. Magnumphotos.com’da alfabetik listede Henri Cartier-Bresson’u ararkene rastladım. Meğer ben Bruno Barbey’i çok özlemişim.





İstanbul
Sanırım bu adama teşekkür etmem gerekiyor, “iyi” fotoğraflar çekebilmek için biçimin esiri olmak gerekmediğini kanıtlıyor çünkü. Buna çok ihtiyacım var.
“Düzgün ve sıradan” fotoğraf çekmek istiyorsanız altın oranların, üçgenlerin, kontrastın esiri olabilirsiniz, bir şey anlatmanız da gerekmez. Fotoğrafınızı görenler ayılıp bayılır. Ve hemen hemen herkes çekebilir bunları. Ama bir şeyler anlatabilmek gerçekten tanrı vergisi bir göz gerektiriyor. Vizörden bakınca perspektifi, oranı vs görmek yerine insanları görmek herkesin harcı değil. Bundan sonra hep bunu hatırlamaya çalışacağım. Vizörden bakınca hala bana dayattıkları şeyleri görüyorum, eski beni tekrar bulmam gerek.
Üzerimdeki ölü toprağını atacağım, bu kış “iyi” fotoğraflar çekeceğim.




İtalya
Fotoğraflar için Magnum Photos‘u ziyaret edebilirsiniz.
Detroit, 1920’lerin cazibe merkeziydi. Otomotiv sektörünün can damarıydı. Lüks oteller, güzel evlerle doluydu. Berbat iklimine rağmen, insanlar akın akın geldiler buraya.
Birçoğumuzun Detroit’le tanışması ise Robocop sayesinde olmuştur herhalde.
Neyse, otomotiv firmalarının bir bir çekilmesiyle “beyaz” insanlar da kaçtılar Detroit’ten. Şu sıralar Detroit’te çoğunlukla “siyah” insanlar yaşıyor ve Detroit şehir merkezinde bile in cin top oynuyor. Bağırsanız yankı yapar, o derece.
Terkedilen evlerin ve gökdelenlerin mimarisi hem ürkütücü hem güzel. Bilmiyorum, belki de metrobüste insanlarla akraba stayla yolculuk yaptığımdan, ilginç geliyor bu tenhalık ve terkedilmişlik.
Evlere bir bakalım:










Koca koca evler boş duruyor…
Evlerin devamı için buraya göz atabilirsiniz. Ayrıca mxlubos da süper bir kaynak önerdi, o da burada.