walking, walking, walking

  • Rastgele
  • Arşiv
  • RSS

Richard Kalvar

Son zamanlarda eskisi gibi fotoğraf çekmiyorum. Bunun bazı sebepleri var elbette ama biz “zamanla geçecek” diyelim ve geçelim.

Yazı yazmayı seven bir insan değilim, hatta çok konuşmayı seven bir insan da değilim sanırsam. Kalabalığın içinde yoruluyorum. Bu nedenle de kalabalığa dışarıdan bakmak daha bir içimi açıyor. Evet, tüm sokak fotoğrafçılığıyla ilgilenenler gibi, bende de biraz dikizcilik var. 

Her ne kadar fotoğraf çek(e)mesem de, fotoğraf bakmayı es geçmiyorum. Dönüp dolaşıp tekrar baktığım fotoğrafçılar var. Bunların arasında bir de Richard Kalvar var ki, kendisinin gözüne kurban olasım, gözünün yağlarını yiyesim geliyor.

En sevdiğim Kalvar fotoğrafı, fotoğraftaki 4 abzürt ögeyi bulunuz. ITALYA. Rome. Piazza della Rotonda. 1980.

ITALYA. Roma. Piazza della Rotonda. 1980. - En sevdiğim Kalvar fotoğrafı, fotoğraftaki 4 abuş ögeyi bulunuz.

Bu adamın işlerine ilk baktığımda, yapmayı hayal ettiğim şeyleri, hatta hayal ettiğimden daha da iyisini seneler önce yaptığını görmüştüm. 

Bu yazıyı Kalvar’ın üslubunu anlatmak ve anlayabilmek yazıyorum. Fotoğraflara tekrar bakıp, düşüncelerimi kaydetmek istedim. Dediğim gibi, pek yazı insanı değilim.

Kalvar, Amerikan asıllı bir Magnum Fotoğrafçısı ve 1975’ten beri Magnum’da. Magnum Fotoğraf Ajansı’nı bilmeyenler/hatırlamayanlar için özet geçmek gerekirse, “Eğer kendi negatiflerine sahip değilse, foto-jurnalist  hiç bir şeydir.” diyen adamların kurduğu bir cemiyet olduğunu söyleyebiliriz. (Magnum Fotoğraf Ajansı ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayın). 

Kalvar’ın fotoğraf anlayışını Magnum portfolyosundaki sözü çok iyi özetliyor aslında: “Fotoğraf, hayattan tamamen soyutlanmıştır, ancak yine de hala hayata benzer.”

1982. Bir güzellik merkezi. Evet evet, “güzellik” merkezi.

Öncelikle Kalvar’ın kendisini sokak fotoğrafçısı olarak tanımlamadığını söylemek lazım. “Poz vermemiş insanların fotoğraflarını çekiyorum.” diyor. Gerçekten de portfolyosuna baktığımızda hayvanat bahçesinden mezarlığa, parktan güzellik kliniğine, türlü yerlerde fotoğraf çektiğini görüyoruz. Bu durum, Kalvar’ın absürt zekasını da ortaya koyuyor aslında. Biz Balat’a, Tarlabaşı’na giderken adam cenazeye gidiyor. - Tabi bunu söylerken, “Dur bir ilginçlik yapayım!” diyerek Lomo fotoğraf makineleriyle lunaparklara giden nesili tenzih ederim. -

Kalvar’ın fotoğraflarında en hayran olduğum şey kompozisyon ya da fotoğrafların keskinliği değil. Fotoğrafları teknik olarak düzgün olsa da, sade ve gösterişsiz bir teknik düzgünlük var. Zaten tekniğin de herifin umrunda olduğunu zannetmiyorum.

Kalvar’ın deklanşöre basış anları gerçekten çok zekice ve kendini “görünmez” kılarak insanların en pozsuz hallerini yakalamayı beceriyor. Gözümüzün göremediği ancak fotoğraf makinesinin gösterebildiği anları donduruyor. Bir nevi zamanın bilinçaltını yakalıyor, bir yağmur damlasını havada dondurmak gibi. Böylece, sıradan sokaklarda fark edemediğimiz sıra dışı detayları görüyoruz. Fotoğrafları tam tarif ettiği gibi, hayatı az buçuk andırıyor işte.

Ben bu adamın fotoğraflarını lahana turşusuna benzetiyorum, aynı turşu gibi, lahanayı andırıyor ama kokusu, tadı farklı. Ayrıca uzun süre saklanabiliyor. Evet, turşu severim…

ITALYA. Roma. 1981. Ankesörlü telefon.

Şehirde bir çok şeye şaşırıp kalıyorum. Sanırım İstanbul’un çok hızlı değişmesi ve hala değişiyor oluşu beni bu hale getirdi. Doğduğumdan beri aynı yerde oturuyorum ve çocukken sadece yazlıkların ve keçilerin, koyunların, erik ağaçlarının olduğu Avcılar’da artık hiç yer yok / 3 sokak ötemde AVM var. Ağaçtan ağaca gezip erik toplayan insanın, şimdi içinde sahte ağaçlar ve süs balıklı havuzları olan bir AVM’de kendini garip hissetmesi son derece doğal. Ama bakıyorum da kimse kendini garip hissetmiyor. Artık kimse hiç bir şeye şaşırmıyor. Örneğin metrobüs yoluna kamyon giriyor ve insanlar kamyonun önünde fotoğraf çektirip, ifadesiz, yollarına devam ediyorlar. Örnek ağır oldu sanırım, ama yaşamadığım bir şey değil…

Resmen şu çocuk gibiyim:

6 yaşındaki bir çocuğun ödevi.

…

İşte Richard Kalvar’ı da bu yüzden çok seviyorum. Tepkisiz, bakarkör bir şehirli değil, her şeyin farkında… Ve o bunlarla eğleniyor.

Kalvar’ın Magnum portfolyosuna buradan ulaşabilirsiniz.

Multimedya portfolyo çalışması ise burada.

    • #richard kalvar
    • #street photography
    • #magnum photos
    • #black and white
  • 11 ay önce
  • 9
  • Comments
  • Kalıcı bağlantı
  • Share

9 Notes/ Hide

  1. pekguzelseyler bunu beğendi
  2. fredwreck bunu beğendi
  3. mxlubos bunu beğendi
  4. stuegan bunu beğendi
  5. galatasarayaski bunu beğendi
  6. merveninbiri bunu beğendi
  7. bigbadaboom dedi: Cok guzel bir yazi, tesekkurler
  8. kadife bunu beğendi
  9. bigbadaboom bunu beğendi
  10. street-photos bunu gönderdi

En güncel yorumlar

Blog yorumları Disqus kaynaklıdır
← Önceki • Sonraki →

Portrait/Logo

Hakkında

Damla. 25. Street photographer from Istanbul, Turkey.
Tweet

walking, walking, walking followers

Me, Elsewhere

  • @hakikimameshiba on Twitter
  • Facebook Profile
  • damlayedisan on Flickr
  • RSS
  • Rastgele
  • Arşiv
  • Mobil

© 2012 DAMLA YEDISAN. Effector Theme by Carlo Franco.

Tumblr kaynaklı